Search

Kaygılı Anne-Babalar

Kaygı, bütün insan doğasında var olan ve insanın tehlikelere karşı tetikte olmasını sağlayan bir sinyaldir. Yapısı gereği insanı tehlikelerden koruma ve ani müdahale gerektiren anlarda hızlı hareket edebilme gibi işlevlere sahiptir. İnsanın günlük yaşantısı içerisinde birçok konuda işleme geçebilmesi için gerekli bir dürtüdür (gelecek kaygısı olmayan bir gencin sınava hazırlanmaya yönelik motivasyonu da az olacaktır). Fakat tüm bu olumlu işlevlerinin yanında kaygı seviyesinin yükselmesi insan hayatını zorlaştırabilmektedir.


Kaygı miktarının normal düzeyde olup olmadığını ayırt etmek işlevselliği korumak adına önemlidir. Eğer kaygı bir insanın iş hayatını ve sosyal hayatını olumsuz etkiliyor ise ve kaygı duyulan nesneden kaçınılıyor, o durumda kalmaktan kaçılıyor ise yani günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlamış ise kaygı olması gerekenden daha yüksek denilebilir.


Tüm bu kaygı mekanizmasından bahsettikten sonra kaygının ebeveynlik üzerine etkilerinden bahsetmek de önemli bir konudur. Kaygı, yüksek olasılıkla çocukla beraber artan bir yapıya sahiptir. Anne baba olmanın verdiği sorumluluk, çocuğunun güvenliğini sağlama, savunmasız yavruyu gelebilecek tehlikelere karşı koruma ve başına gelebilecek kötülüklere karşı uyarma isteği kaygının artmasına neden olabilir. Bu doğal hissiyatla beraber anne ve babalar, çocuklarına korunaklı bir yaşam alanı oluştururken onlar açısından hayati öneme sahip olabilecek becerileri elde etmelerine istemeden de olsa engel olabilirler.


Gerçekleştirilen araştırmalar gösteriyor ki kaygı seviyesi yüksek bir ailede büyüme çocuğun kaygı seviyesini de büyük oranda etkileyebilmektedir. Kaygılı ebeveynlik hem anne babanın ruh sağlığı hem de çocuk açısından olumsuz etkilerde bulunabilmekte ve anne babaların çocuklarına yardımcı olabilmeleri önce kendilerine yardımcı olmaktan geçmektedir. Bu nedenle yazının devamında kaygının belirtileri, kaygılı bir ebeveyne sahip olmanın çocuklar üzerindeki etkileri ve bu konuda neler yapılabileceği ile ilgili öneriler mevcuttur.

Kaygı belirtileri nelerdir?

· Kendini sinirli gergin hissetme

· Olumsuza odaklanma

· Huzursuz olma

· Kalp atışında hızlanma

· Ellerde, bacaklarda titreme

· Panik olma

· Terleme

· Gerginlik anında dil sürçmeleri ve kekeleme

· Odaklanmada zorluk yaşama

· Özgüvende düşüklük

· Çevrenden kaçınmak istemek

· Uykusuzluk çekmek vb.

· Belirli alanlardan kaçınma/yaklaşmak istememe

· Belirli durumlardan kaçınma/yaklaşmak istememe

· Genel bir huzursuzluk ve kendini kötü hissetme

Bahsi geçen belirtiler yoğun kaygı durumları içerisinde kendini gösterebilmekte ve tek bir belirti olabileceği gibi birden fazla belirti de görülebilmektedir. Bu belirtilere sahip olduğunu düşünen bireylerin ve çocuğunda bu belirtileri gözlemleyen anne ve babaların bu konuda önlem alması gerekmektedir.

Kaygılı bir ebeveyn çocuğuna nasıl davranır?

Kaygı seviyesi yüksek olan ebeveynler çocukları için dünyayı korunaklı bir alana dönüştürmeye çabalarlar fakat bunu yaparken çocuk dünyayı daha tehlikeli olarak algılar. ‘Dur koşma düşersin’, ‘Terlersen, hasta olursun’, ‘Aman dikkat et’ cümleleri ile başlayan diyaloglar çocuklarda güvensizlik hissi meydana gelir ve her an başlarına bir şey geleceği duygusuyla boğuşmak durumunda kalırlar. Bu ebeveynler çocuklarının yeni bir deneyim yaşamasına istemeden de olsa engeller ve bu nedenle de çocukların problem çözme, kendini ifade etme ve yeni durumlara adapte olabilme becerileri gelişemez. Ailenin çocuk için en iyi koşulları sağlaması nedeniyle en ufak bir olumsuzlukta dünyanın başlarına yıkıldığını hissederler.


Kaygılı bir ebeveyn olmanın çocuğa etkileri nelerdir?

· Özgüven düşüklüğü

· Kendini ifade edememe

· Anne babasının kendisi yerine bir şeyler yapmasını isteme

· Anne baba yanında olmadığında huzursuz ve mutsuz olma

· Problem çözme becerisinde güçlük yaşama

· Stresli olma

· Anne babanın yoğun endişesinden dolayı bunalma

· Olumsuz düşüncelere sahip olma

· Anne babanın kaygısını paylaşma

· Başına gelen küçük olumsuz olaylara aşırı tepki verme

· Belirsiz durumlarda panikleme

· Yoğun korku duygusu

· Yoğun gelecek kaygısı ya da hiç umursamama vb. durumlar gözlenebilmektedir.

Bahsi geçen durumlar anne babanın davranış stillerine göre değişimlenmektedir. Eğer ebeveynlerden herhangi birinin kaygısı nedeniyle çocukta bu şekilde belirtiler görülmekte ise kaygıyı sürdürmemek adına tedbirler alınmalıdır.

Çocukta kaygıyı sürdüren faktörler

Çocukta kaygıyı sürdüren çocuğun düşünme biçimi, korktuğu durum ya da nesneden kaçınması ve anne-baba tutumlarıdır. Çocuğun düşünce biçimi ve davranışları içerisinde yaşadığı çevre ve gen etkisiyle oluşturulmuştur. Kaygıyı sürdüren anne baba tutumları ise şu şekilde sıralanabilir;

1. Aşırı koruyucu olma: Eğer ebeveynler çocukların yapması gereken sorumlulukları onun yerine gerçekleştiriyor ve onun yerine düşünüyor ise çocuklarda problem çözme yeteneği gelişmez. Bu nedenle yeni durumlarla baş başa kaldıklarında kendilerini çaresiz hisseder ve sonuç olarak kaygı duyarlar.

2. Mükemmelliyetçi bir ebeveyn olma: Eğer ebeveynler çocuklarından yüksek başarı beklemese bile, kendisinde her şeyin en iyisi olma çabası ve hırsı varsa bu çocukta da görülebilir. Tam not almayan herkes başarısızdır kaygısı çocuğa yüklenebilir.

3. Olumsuz rol model olma: Herhangi bir konuda ailenin yaşadığı kaygının çocukta da görülebilme olasılığı yüksektir (aşırı titiz olan bir annenin çocuklarının da bu konuda obsesyon geliştirmesi gibi)

4. Kaçınma davranışını ödüllendirme: Çocuklar kaygı duydukları nesne ve durumlarla yüzleşmekten kaçınırlar. Bu davranış ebeveynler tarafından istemeden de olsa ödüllendirilirse pekiştirilmiş olur (okula gitmekten kaçınan çocuk ile evde çok ilgilenmek gibi)

Bahsi geçen bu davranışlar çocuğun var olan kaygısını daha da artırmasına ve sürdürmesine neden olacaktır.


Anne babanın kaygısı çocuğa da geçmişse ebeveyn tutumlarına dikkat etmekten başka ne yapılabilir?

· Korktuğu şeyleri küçümsememek ve duygularını anladığını ifade etmek önemlidir. Böylece çocuklar kendilerinin yalnız olmadığını ve anlaşıldıklarını hissederler.

· Çocuğun hangi alanlarda kaygılandığını saptamak adına bir gözlem formu oluşturulabilir.

· Çocukların kaygı seviyesini ölçümlemek bu konuda önemlidir fakat bunu somutlaştırarak yapmak daha faydalı olacaktır. Termometre, araba hız artışını gösteren çizim vb. materyaller kullanılabilir. Gözlem formuna hangi zamanlarda ne ölçüde kaygılandığı not edilebilir.

· Çocuklara eğlenceli gevşeme egzersizleri yapma ve kaslarını kullanma öğretilebilir (el kasları için hayali limon sıkma, içinden 100’den geriye doğru sayma vb.). Bu şekilde çocuklar kaygı anlarında kendilerini rahatlamayı öğrenebilirler.

· Eğer kaygı seviyesi yüksek ve yaşam alanını sekteye uğratıyor ise mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

11 views0 comments

Recent Posts

See All